×

Kargalar, Yahudi Genç Kız Elza Niyego’nun Cenazesinde Besleyenlerinin Gözlerini mi Oydular? (1)

“İyilik yapanın cezası vardır.”

17 Ağustos 1927 Tarihinde İstanbul’da hiç yaşanmaması gereken elim olay (bir cinayet) yaşanır.

Olay : Evli bir (Türk) erkeğin, aşkına karşılık alamadığı için 22 yaşındaki  bir Yahudi kızı Elza Niyego’yu öldürmesidir.

Bu (cinayet) içeriğin birinci aşamasıdır.

Öldürülen genç kızın cenazesinin kaldırılması esnasında Yahudilerin, yaşananlar nedeniyle verdikleri fiziki ve sözlü tepkiler de,

Bu, içeriğin ikinci aşamasıdır.

Yazıda sorgulanan : Öldürülen Yahudi kızın Cenazenin mezarlığa götürülmesi sırasında verilen fiziki ve sözlü tepkiler, bir cinayete verilen tepkiden daha çok sanki

1492-1927 Döneminin (Yahudilerin İspanya’dan Osmanlı Topraklarına kabulünden itibaren yaşananların) dışa vurumu ve bir yüzleşmesi, olup olmadığıdır.

Yahudi Toplumunun, genç kızın öldürülmesi nedeniyle (birazda gövde gösterisi amacıyla olmalı) düzenlenen cenaze töreninde verdikleri tepkilerin, Türkler üzerindeki etkisi-yansıması da,

Bu, içeriğin üçüncü aşamasıdır.

Cinayet olayına geçmeden :

Yahudilerin tepkisinin, Türk Toplumunda nasıl yorumlandığıyla anlamak adına, Kargaların fıtratları ile ilgili bir Halk şiirini aktarmamız gerekmektedir.

*

“Derler ki, kargaları beslerseniz gözlerinizi oyarlar.

Bu, vermeyi anlamayanlar için mantıklıdır, sadece alma alışkanlığını bilenler için.

Kargalara minnettarlığı öğretmeden onları beslerseniz,

Ruhunuzu yemenin ziyafetin bir parçası olduğuna inanarak büyürler.

Onlara verdiğiniz şeyin kıymetini bilmezler ya da paylaştığınız ekmeğe saygı duymazlar,

Sadece daha fazlası için geri dönerler, ta ki gözlerinizi oyana kadar.

Kargaları beslerseniz, sadece gözlerinizi oyup çıkarmazlar.

Özünüzü yerler, gerçeğinizi içerler, ve yavaş yavaş ruhunuzu tüketirler.

Kıskançlık ekerseniz, kırık aynalar biçersiniz.

Yalan ekerseniz, kolları olmayan bir saat biçersiniz.

Bu ceza değil, sebep ve sonuçtur.

Dikenleri sularsan gül bekleme.

Kargalar başkalarının geride bıraktıklarıyla beslenir,

Avcılar ise avlarını arayarak dünyayı dolaşır. Karga değil, avcı ol.

Kinle değil, amaçla yan.

Çünkü bu dünyada, sadece ışığını koruyanlar yabancı gölgeler tarafından yutulmaktan kurtulur.

Asla kendini korkutma seviyende olmayanlardan.

Çünkü kargalar bile yananlardan korkar.” (*)

**

Ve hikayemiz :

Türkleştirme Faaliyetleri Sırasında Meydana Gelen Bir Öfke Patlaması – Elza Niyego Cinayeti (*)

17 Ağustos 1927

Azınlıkları Türkleştirme gayretlerinin sarf edildiği bir ortamda İstanbul’da karşılıksız bir aşk uğruna işlenen bir cinayet Türk-Yahudi ilişkilerinde büyük bir gerginlik yarattı.

Cumhuriyet gazetesinin binasının bulunduğu Kırmızı Ev’in eski sahibi Hicaz Valisi Ratıp Paşa’nın oğlu ve Abdülhamid’in eski emir subayı olan Osman Ratıp Bey adındaki 42 yaşında evli bir adam, ilk bakışta aşık olduğu 22 yaşındaki Elza Niyego adlı Yahudi bir genç kız evlenme teklif etti ancak karşılık görmedi.

Birkaç ay boyunca genç kızın peşini bırakmayan Osman Ratıp Bey, aşkına karşılık görmemesi halinde Elza’yı  öldüreceğini söyledi. Ailenin şikayeti üzerine bir ay hapis yattı. Tahliye olduktan sonra da tekrar Elza’yı rahatsız etmeye başladı.

Bu ısrarlı ve tek yanlı ilişki dramatik bir şekilde son buldu. Osman Ratıp Bey, Elza’nın bir Yahudi genciyle nişanlandığını öğrenince çılgına döndü. 17 Ağustos 1927 akşamı saat 18.30’da, iş çıkışında kızkardeşi Rejin Niyego ve kuzini Raşel Behar ile evine dönmekte olan Elza’nın  yolunu Şişhane  Karakolu yokuşunun  (bugünkü Bankalar Caddesi) ortasında  kesti,  onu bıçaklayarak hunharca  öldürdü, kızkardeşi Rejin’i de yaraladı. Çevreden toplanan Yahudiler, Osman Ratıp Bey’i tartaklamaya başlamaları ve linç etmeye kalkışmaları üzerine hemen yetişen polis memurları Osman Bey’i Galatasaray Karakolu’na götürdüler.

Elza  Niyego’nun cesedi Adli Tıp yetkilisinin olay yerine gelmesine kadar üç saat boyunca yerde kaldı. Evinin yakınında işlenmiş bu cinayete tanık olan Elza’nın annesinin cesedin üzerine bir örtü örtmesine izin verilmedi.

Cesedin bu şekilde saatler boyunca sokakta bırakılması da Yahudi toplumunu son derece öfkelendirdi. Cinayet, Bankalar Caddesi’nde bulunan Helios Elektrik mağazasının tam karşısında  işlenmiş  olduğundan  o  sırada  mağazada  bulunan müessese sahibi ve lstanbul Makabi Kulübü idarecilerinden Rus uyruklu Norbert Layt cinayete tanık oldu. Norbert Laytes, hemen sokağa fırladı ve orada bulunan Türklere “Sizler adam olmayacaksınız !” diye bağırdı.

Bu cinayet, Türkleşmeleri konusunda Yahudilere yapılan baskının Yahudi halkında yarattığı, ancak o ana kadar dışarı yansımayan gerginliğin ortaya çıkması için bir vesile oldu. Cinayetin duyulması üzerine Yahudiler, Niyego ailesinin oturduğu eve akın akın gittiler ve üzüntülü aileye görkemli bir cenaze töreni düzenleme sözü verdiler.

Yahudi halkı maktulün Yahudi olmasını, Osman Ratıp Bey’in ise hem Türk, hem de önemli geçmişe sahip bir aile mensubu olmasını ve daha önce tutuklandığında  hemen serbest bırakılışını göz önünde bulundurarak katilin bu cinayetten hafi bir cezayla sıyrılacağına inandı.

Nitekim öyle de oldu. Osman Ratıp Bey, akli dengesinin yerinde olmadığı belirtilerek akıl hastanesine gönderildi.

Bunun üzerine Yahudi halkı duyduğu infiali ve öfkeyi basına karşı gösterdi. Aile ile görüşmeye gelen gazeteciler ağır hakaretlere uğradılar. Evde hazır bulunan Yahudiler bütün gazetecilere “barbarlar”  , “vahşiler” , “ilkel insanlar” gibi sözlerle hakaret ettiler.

Son Saat gazetesi muhabiri Ali Ekrem Bey ile Akşam gazetesi muhabiri Esat  Mahmut  (Karakurt)  Bey,  Niyego ailesinin evine gittiklerinde evde ikiyüz, üçyüz kişinin toplandığını gördüler. Kalabalık onları önce sivil polis zannetti. Gazeteci olduklarını belirtmeleri üzerine hazır bulunanlardan biri “Tam zamanında geliyorsunuz, bu ülkede kanun yok!”, bir diğeri ise “Adalet yok” diye bağırdı.

Elza Niyego’nun cenazesi, cinayetin ertesi günü, 18 Ağustos günü kaldırıldı. Cenazeye birçok banka müdürü Beyoğlu – Galata Yahudi cemaati yöneticilerinin tamamı ve genç kızın arkadaşları katıldılar. Tabut bembeyaz bir kumaşla kaplanmıştı ve çiçekler altında kaybolmuştu. Cenaze Bankalar Caddesi’nden ilerleyip    maktulün evinin önünden geçerek Arnavutköy Yahudi mezarlığına doğru yol alırken sokaklar Yahudilerle hınca hınç doluydu.

Sayıları tam belli olmayan bu kalabalığın on ila yirmi beş bin civarında olduğu tahmin ediliyordu. Cenaze Bankalar Caddesi’nden geçerken caddedeki işyerlerinden tabutun üzerine çiçekler atıldı. Elza Niyego, Le Journal d’Orient gazetesinin tabiriyle “katıksız saflığının şehidi” oldu. Cenazeyi izleyen kalabalığın bu kadar fazla olması bir yandan cinayetten dolayı tüm İstanbul Yahudilerinin şoka uğramış olmalarından, diğer yandan maktulün dönemin en büyük sigorta şirketi olan Türkiye Milli Sigorta Şirketi’nde çok geniş bir arkadaş ve tanıdık çevresine sahip olmasından ileri geliyordu.

Konvoyun geçmesi için trafik durduruldu.  Cenaze, Yahudi gençleri tarafından omuzlar üzerinde taşındı. Bir vatmanın tramvayını durdurmak istememesi üzerine, Avram Korrida adında bir Yahudi askerin kasaturasını çekip vatmanı tehdit ettiği ileri sürüldü. İstanbul halkı yüzyıllardan beri benzeri görülmemiş bir öfke   patlamasına tanık oluyordu. Polis müdahale edip trafiğin    devam etmesine yardım etmek istedi. Kalabalıkta bulunan Yahudilerden bazıları  Elza  Niyego’nun Yahudi olması nedeniyle katilin gerektiği gibi  cezalandırılmayacağına  inandıkları için sokaklarda “Adalet istiyoruz” , “Korkak Türkler ! ” diye bağırdılar.

Bir başka tanığa göre Osman Bey’in, akli dengesinin bozuk olduğu gerekçesine dayanılarak serbest bırakılması üzerine son derece öfkelenen Yahudi toplumunun hissiyatına tercüman olan ve cinayete tanık olan Norbert Laytes bir protesto yürüyüşü düzenledi ve adaletin uygulanmasını talep etti.  Kalabalık ilerlerken korteji gören vasıtalar yolun kenarına çekilip korteje yol verdiler.

Ancak içinde  CHF katibi Saffet Bey ile bir arkadaşının bulunduğu resmi bir araba korteje yol vermedi ve yavaşlayarak kalabalığın arasından geçti. Kalabalık, arabanın içinde Saffet Bey’in olduğunu görünce “Adalet istiyoruz!” diye bağırmaya başladı.

Saffet Bey yoluna devam ettikten sonra en yakın polis merkezine gidip  bu kalabalığın ve heyecanın nedenini sordu. Bunun üzerine  polis  soruşturmaya  başladı.  Emniyet  amirine verilen ilk raporda  herhangi bir olayın meydana gelmediği belirtildi. Polis daha sonra cemaat liderlerinden Yunan uyruklu David Boton’a gidip son derece nazik bir şekilde cenaze hakkında bilgi istedi ve kendisinden gerekli bilgiyi aldı.

Cenaze sırasında meydana gelen bu öfke patlaması karşısın­ da özellikle azınlık çevrelerinde okunan Cumhuriyet gazetesinin Fransızca baskısı olan La Republique, Yahudileri sert bir dille ikaz etti:

“Yahudi vatandaşlarımızı daha ihtiyatlı olmaya davet ediyoruz. (…) Bütün bu gösterilerin sebebi nedir? Yahudi  vatandaşlarımız  adalet  istiyorlar.  Beyoğlu  sokakları  halkın toplandığı mekanlar haline dönüştü. Vasıtaların yollarına de­vam etmeleri engellendi; bağırtılar, gürültü ve her zaman aynı ilahi: adalet. Ama Yahudi vatandaşlarımız Türkiye Cumhuriyeti’nin adalete sahip olduğunu pekala biliyorlar. O zaman bütün bu gürültü ve gösteriler niye?  Türkiye Cumhuriyeti ve Türk adaleti ödevlerini biliyorlar. Dolayısıyla bağırmak ve gösteri yapmak için hiçbir neden yok ( …) Kanun her şeyin üstündedir.

Adalet kutsal bir varlıktır ve Rum, Türk veya Yahudi, ne olursak olalım, onun önünde saygı ile eğilmek zorundayız. Bu nedenle yersiz hareketlerde bulunulmamalı ve uygunsuz söz söylenmemelidir. Yahudi vatandaşlarımızı ölçülü olmaya davet ediyoruz. ”

Olayların Yahudi halkının bir gövde gösterisine dönüşmesi üzerine resmi makamlar, Yahudi cemaatini hizaya getirmeye, ona bir ders vermeye kararlı hale geldiler. Bu kararlılık Cumhuriyet Savcısı Nazif Bey’in basına yapmış olduğu açıklamada kendini gösteriyordu…”

Devam edecek…

www.canmehmet.com.tr

https://canmehmet.com.tr/cia-vahdettinin-ingilizlerce-goturulmesi-hilafetin-atilmasi-hakkindaki-goruslerini-acikliyor-1

Resim : Tarafımızdan düzenlenmiştir.

Açıklama ve Kaynaklar :

(*) https://medium.com/@liora.vogel.poemas/raise-crows-and-theyll-peck-out-your-eyes-no-good-deed-goes-unpunished-df00d5220441

Alıntı : Rifat N. Bali, “Bir Türkleştirme Serüveni” [1923-1945], Sahife : 109-131

Diğer kaynaklar :

a) https://www.avlaremoz.com/sessizligi-yirtan-bir-cinayet-elza-niyego-sait-cetinoglu/

b) https://www.salom.com.tr/haber/135483/elsa-niegonun-cenaze-alayi (Raşel Meseri)

c) ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİNDE TÜRKLÜĞE HAKARET SUÇU VE DAVALARI (1926-1950)

Süleyman SİNİN. Dr. Öğr. Üyesi, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü,

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5242812

https://www.canmehmet.com/bir-kayserili-vatandasin-31-7-1919da-alemdar-gazetesine-gonderdigi-anadolu-ne-istiyor-baslikli-mektubudur

Yorum gönder

*